1. Giriş

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, cebir, tehdit veya hile olmaksızın, on beş yaşını bitirmiş bir çocukla rızaya dayalı olarak cinsel ilişkide bulunan kişinin, şikâyet üzerine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 104. maddesi uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını öngören suç tipidir.

Bu yazıda; reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun kanuni unsurları, mağdur ve fail bakımından sınırları, cinsel rüşt yaşı ve rızanın geçerliliği, şikâyet şartı ve uzlaşmaya elverişlilik durumu ile bu suçun çocukların cinsel istismarı suçundan farkı, ayrıca Yargıtay kararları ışığında uygulamadaki değerlendirme ölçütleri ele alınacaktır.

2. Cinsel Rüşt Yaşı

A. Cinsel Rüşt Yaşı Nedir?

Cinsel rüşt yaşı, bir kişinin cinsel davranışlara (öpme, dokunma, cinsel ilişki vb) hukuken geçerli rıza gösterebileceği yaş sınırını ifade eder. Bu kavram, ceza hukukunda önem taşır; çünkü belirli bir yaşın altındaki çocukların rızası, hukuki geçerlilik taşımaz ve bu kişilerle gerçekleştirilen cinsel davranışlar, “rıza” olsa bile cezalandırılabilir. Bu yaş sınırı ülkeden ülkeye değişmektedir ve Türkiye’de ceza hukuku bakımından belirli kurallara bağlanmıştır.

B. Türk Ceza Kanunu Sisteminde Cinsel Rüşt Yaşı Kaçtır?

Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, “cinsel istismar” deyiminden; on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışın,

(b) bendinde ise “cinsel istismar” deyiminden; on beş yaşını tamamlamış ve fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışların anlaşılması gerektiği düzenlenmiştir.

Türk Ceza Kanunu’nun 104. maddesinin birinci fıkrasında ise, cebir, tehdit veya hile olmaksızın, on beş yaşını bitirmiş bir çocukla cinsel ilişkide bulunan kişinin, şikâyet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı öngörülmüştür.

Yukarıda yer verilen kanun hükümlerinden; Türk hukukunda on beş yaşın altındaki kişilerin cinsel davranışlara rıza gösteremeyecekleri ve bu kişilerin “rıza”sının hukuki sonuç doğurmayacağı anlaşılmaktadır.

Buradaki “cinsel davranış” ifadesi yalnızca cinsel ilişkide bulunma fiilini değil; vücuda penis dışında bir organ veya sair bir cisim sokulması, öpme, dokunma gibi her türlü cinsel davranışı kapsar.

C. Algılama Yeteneği Gelişmiş Olma Kriteri

TCK m. 103’te yalnızca on beş yaş koşulu değil, aynı zamanda çocuğun cinsel davranışın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilecek düzeyde olması da aranmaktadır. Bu koşul, her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilir.

Çocuğun bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim düzeyi, olayın özellikleri ve taraflar arasındaki ilişki gibi unsurlar dikkate alınarak, mağdurun rızasının hukuken geçerli sayılıp sayılamayacağı belirlenir. Uygulamada bu değerlendirme, çoğunlukla çocukla görüşme yapan uzman kişiler (örneğin çocuk psikiyatristi, psikolog veya sosyal çalışmacı) tarafından hazırlanan raporlar doğrultusunda yapılmaktadır.

D. 15 Yaş Sınırının Anlamı ve TCK m. 104 ile İlişkisi

TCK m. 104, on beş yaşını doldurmuş çocuklarla, cebir, tehdit veya hile olmaksızın rızaya dayalı olarak cinsel ilişkide bulunulmasını ayrı bir suç tipi olarak düzenlemiştir. Bu madde ile, on beş yaşını bitirmiş bir çocuğun cinsel ilişkiye rıza gösterebileceği kabul edilmekte; ancak bu rızaya rağmen failin cezalandırılması öngörülmektedir.

Bu nedenle on beş yaş, bir anlamda cinsel rüştün kabul edildiği eşiği temsil etmekte, ancak bu eşikten sonra da devletin koruyucu müdahalesi tamamen ortadan kalkmamaktadır.

3. Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunun Türk Ceza Kanunu Sistemindeki Yeri ve Hukuki Konusu

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, Türk Ceza Kanunu’nun ikinci kitabının, “Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı ikinci kısmında, “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” bölümünde yer alan 104. maddede, “Reşit olmayanla cinsel ilişki” kenar başlığıyla üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun hukuki konusu hakkında öğretide farklı görüşler ileri sürülmüştür. Yaygın görüşe göre, bu suçla korunmak istenen hukuki değer, çocuğun cinsel dokunulmazlığı ile cinsel ve ruhsal gelişiminin sağlıklı şekilde sürdürülebilmesidir. Bu bağlamda, çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan cinsel ilişki deneyimlerinin, onun doğru ve sağlıklı cinsel gelişimini tehlikeye sokacağı kabul edilmektedir.

4. Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunun Süjeleri

A. Mağdur

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun mağduru, cinsel ilişkinin gerçekleştiği sırada on beş, on altı veya on yedi yaşında olan ve cinsel ilişkinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş bulunan bir çocuktur. Mağdurun, cinsel ilişkinin ardından reşit hâle gelmesi, suçun oluşumuna etki etmez.

Mağdur, kadın ya da erkek olabilir. Failin erkek olması hâlinde, mağdurun kadın veya erkek olması mümkündür. Ancak failin kadın olması durumunda, mağdur yalnızca erkek olabilir. Zira suçun kanuni tanımında herhangi bir cinsel davranışta bulunmaktan değil, “cinsel ilişkide bulunmak”tan söz edilmekte olup, kadınlar arasında Türk Ceza Kanunu’nun 104. maddesi anlamında bir cinsel ilişkinin varlığından söz edilemeyeceği kanaatindeyiz. Bu husus, maddi unsur başlığı altında ayrıca açıklanacaktır.

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (TMK) 11. maddesinin ikinci fıkrasına göre, evlenme kişiyi ergin kılar. Aynı Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasında ise, on beş yaşını dolduran çocuğun, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabileceği düzenlenmiştir. Bu bağlamda, on beş yaşını dolduran çocuğun, evlenme yoluyla ya da mahkeme kararıyla ergin kılınması hâlinde, erginlikten sonraki dönemde reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun mağduru olup olamayacağı öğretide tartışmalı bir husustur.

B. Fail

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun faili, kadın veya erkek olabilir. Failin erkek olması hâlinde, mağdurun kadın veya erkek olması mümkündür. Ancak failin kadın olması durumunda, mağdur yalnızca erkek olabilir. Zira suçun kanuni tanımında herhangi bir cinsel davranıştan değil, “cinsel ilişkide bulunmak”tan söz edilmekte olup, kadınlar arasında Türk Ceza Kanunu’nun 104. maddesi anlamında cinsel ilişkinin varlığından söz edilemeyeceği kanaatindeyiz. Bu husus, maddi unsur başlığı altında ayrıca açıklanacaktır.

Failin yaşı bakımından, öğretide farklı görüşler ileri sürülmektedir. Yargıtay 14. Ceza Dairesinin bir kararına göre, reşit olmayan bir çocuk da bu suçun faili olabilir. Bu durumda, 15–18 yaş aralığında yer alan çocukların, 15 yaşını bitirmiş çocuklarla rızaya dayalı olarak cinsel ilişkide bulunmaları hâlinde, TCK m. 104 hükmü uyarınca cezai sorumluluklarının doğabileceği kabul edilmektedir. Ancak bu yaklaşım benimsendiğinde, yalnızca 15–18 yaş arası çocuklar değil, 15 yaşından küçük çocuklar da bu suçun faili olabilecektir. 

Ancak bu durum, failin aynı zamanda çocuk olması nedeniyle hem suçun faili hem de mağduru gibi değerlendirilmesi sonucunu doğurabileceğinden, özellikle “akraba yaş grupları” arasındaki rızaya dayalı ilişkilerde ceza hukukunun müdahalesine ilişkin sınırlar tartışmalı hale gelmektedir. Bu sebeple bazı hukukçular, fail ile mağdurun aynı kişi gibi konumlandırılmasının ceza sorumluluğu bakımından çelişkili bir yapı doğurduğunu belirterek, çocukların reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun faili olarak kabul edilemeyeceğini savunmaktadır.

5. Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunun Unsurları

A. Maddi Unsur

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun maddi unsurunu, cebir, tehdit veya hile olmaksızın, on beş yaşını bitirmiş ve cinsel ilişki fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş bir çocukla cinsel ilişkide bulunmak oluşturur.

Bu suç tipi, çocuğun cinsel istismarı suçundan (TCK m. 103) farklı olarak, mağdur çocuğun cinsel ilişkiye rıza göstermesini gerektirir. On beş yaşını bitirmiş bir çocuğun cinsel ilişkiye rıza göstermemesi durumunda, TCK m. 104 değil, çocukların cinsel istismarı suçu söz konusu olur.

Cinsel ilişkinin dışında kalan cinsel davranışlar, bu suçun maddi unsurunu oluşturmaz. Bu nedenle, cinsel ilişkiye varmayan eylemler –örneğin öpme, dokunma gibi– reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturmaz. 

Cinsel ilişki” ifadesinden ne anlaşılması gerektiği, öğretide tartışmalı bir konudur. Yargıtay 14. Ceza Dairesinin bir kararında, oral yolla gerçekleştirilen cinsel davranışların, TCK m. 104 anlamında cinsel ilişki sayılmayacağına hükmedilmiştir. Bu karara göre, cebir, tehdit veya hile olmaksızın on beş, on altı veya on yedi yaşındaki bir çocukla oral seks yapılması hâlinde, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu oluşmamaktadır.

Zira reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, rızaya dayalı olarak işlenebilen istisnai suç tiplerinden biridir. Mağdurun cinsel ilişkiye rıza göstermesi, bu suçu ortadan kaldırmamaktadır. Bu nedenle, rızanın bulunmasına rağmen cezalandırma öngören bu özel düzenleme, ancak açık ve sınırlı bir kanuni çerçeve içinde uygulanmalıdır. Suçun bu niteliği dikkate alındığında, TCK m. 104’ün yorumunda ceza hukukunun temel ilkeleri gereği, cinsel özgürlükleri en az kısıtlayacak şekilde dar yorum ilkesi esas alınmalıdır.

Cinsel ilişki kavramını, vajinal veya anal birleşme ile sınırlı olarak anlamak gerektiğinden, iki kadın arasında bu nitelikte bir cinsel birleşmenin gerçekleşmesi mümkün değildir. Bu nedenle, kadınlar arasında reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun işlenmesi mümkün değildir.

B. Manevi Unsur

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun manevi unsurunu doğrudan kast oluşturur. Failin, mağdurun yaşı, eylemin niteliği ve mağdurun rızası gibi suçun tüm unsurlarını bilerek ve isteyerek hareket etmiş olması gerekir. Bu suç taksirle işlenemez (TCK m. 22/1). Öğretide bazı görüşler, bu suçun olası kast hâlinde de işlenebileceğini savunmaktadır. 

Mağdurun Yaşına İlişkin Hata ve Cezai Sorumluluk

Kastın varlığından söz edilebilmesi için failin, fiilini suçun kanuni tanımındaki tüm unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi gerekir. Bu kapsamda, failin mağdurun yaşına ilişkin hatası, suçun manevi unsurunu ortadan kaldırır. Fail, mağduru on sekiz yaşında veya on sekiz yaşından büyük sanıyorsa, TCK m. 104 kapsamında cezai sorumluluğu doğmaz.

Yargıtay kararlarında; mağdurun fiziksel görünüşü, davranışları, sosyal çevresi ve failin bu konudaki özen yükümlülüğü birlikte ele alınır. Örneğin mağdurun yaşını büyük gösterdiği iddiası, ancak bunu destekleyen somut unsurlar varsa dikkate alınır. Aksi hâlde, failin salt beyana dayanması yeterli görülmez.

Bu nedenle, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu açısından yalnızca mağdurun yaşı değil, failin bu yaşı bilip bilmediği ve bilme imkânına sahip olup olmadığı da belirleyici unsurlardandır.

6. Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunda Daha Ağır Cezayı Gerektiren Nitelikli Hâller

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâller, Türk Ceza Kanunu’nun 104. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında düzenlenmiştir. Bu fıkralarda, belirli durumlarda fail hakkında ceza artırılarak yaptırımın ağırlaştırılması öngörülmüştür.

A. Fail ile Mağdur Arasında Evlenme Yasağı Bulunması (TCK m. 104/2) 

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun, mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, fail hakkında on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. (TCK m. 104/2)

Türk Medenî Kanunu’nun 129. maddesinde, belirli kişiler arasında evlenme yasağı bulunduğu düzenlenmiştir. Bu doğrultuda, anne, baba, kardeş, dede, amca, hala, teyze gibi reşit olmayanla evlenmesi yasak olan kişilerle mağdur arasında yaşanan rızaya dayalı cinsel ilişki, TCK m. 104/2 kapsamında daha ağır cezalandırılır.

Bu durumlarda, suç şikâyete bağlı olmaksızın soruşturulur ve kovuşturulur; fail hakkında on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

B. Suçun Koruma, Bakım ve Gözetim Yükümlülüğü Altındaki Mağdura Karşı İşlenmesi (TCK m. 104/3)

Türk Ceza Kanunu’nun 104. maddesinin üçüncü fıkrasında, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun, failin mağdur üzerindeki özel bir koruma veya gözetim sorumluluğuna sahip olduğu hâllerde işlendiği durumlar düzenlenmiştir. Buna göre, suçun;

  • Evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen kişi tarafından,
  • Koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde, mağdur çocuk üzerinde koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde,

şikâyet şartı aranmaksızın, fail hakkında on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası verilir. 

7. Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunun Muhakemesi

A. Şikâyet

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun temel şeklinin (TCK m. 104/1) soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin (TCK m. 104/2 ve 104/3) soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı değildir. Bu hâllerde, soruşturma ve kovuşturma işlemleri yetkili makamlar tarafından re’sen yürütülür.

Suçun temel şekli bakımından, şikâyet hakkının mağdura mı yoksa mağdurun veli veya vasisine mi ait olduğu hususunda öğretide farklı görüşler ileri sürülmüştür. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin yakın tarihli bir kararında, şikâyet hakkının şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan biri olduğu vurgulanmış ve bu nedenle şikâyet hakkının yalnızca mağdura ait olduğuna hükmedilmiştir.

B. Uzlaşma

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 253. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek ya da özel hukuk tüzel kişisi arasında uzlaştırma girişiminde bulunulur.

Ancak, aynı maddenin üçüncü fıkrası gereğince, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile uzlaşma hükümleri uygulanmaz.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, Türk Ceza Kanunu’nun cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar başlığı altında düzenlendiği için, bu suçta uzlaşma hükümleri uygulanmamaktadır.

8. Çocukların Cinsel İstismarı Suçundan Farkı

Cinsel rüşt yaşı başlığı altında da belirtildiği üzere, Türk hukukunda on beş yaşın altındaki çocukların cinsel davranışlara “rıza” gösterme ehliyetleri bulunmamaktadır. Bu nedenle, on beş yaşından küçük çocuklara yönelik tüm cinsel davranışlar –cinsel ilişki olsun ya da olmasın– Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenen çocukların cinsel istismarı suçunu oluşturur.

Aynı şekilde, on beş yaşını doldurmuş olmakla birlikte, cinsel davranışların hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış da çocukların cinsel istismarı suçu kapsamında değerlendirilir.

Nitekim, yukarıda reşit olmayanla cinsel ilişki suçu açıklanırken, bu suçun yalnızca on beş yaşını tamamlamış ve cinsel ilişkinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilecek düzeyde gelişmiş çocuklara karşı işlenebileceği ifade edilmişti.

On beş yaşını tamamlamış ve cinsel ilişki veya cinsel davranışların hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş çocuklara yönelik olarak, bu çocukların rızasına dayalı şekilde gerçekleştirilen cinsel ilişkide bulunma veya öpme, dokunma, vücuda penis dışında bir organ ya da cisim sokulması gibi diğer cinsel davranışlarda bulunulması hâlinde, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu değil, çocukların cinsel istismarı suçu söz konusu olur.

Bizimle iletişime geçebilirsiniz