1. Giriş
A. Anlaşmalı Boşanma Nedir?
Anlaşmalı boşanma, evlilik birliğinin tarafların ortak iradesiyle ve belirli şartlar altında hâkim tarafından sona erdirilmesidir. Bu tür boşanmada, taraflar, evliliklerinin sona ermesi konusunda anlaşmaya varırlar ve bu anlaşmayı genellikle bir protokol hâlinde mahkemeye sunarlar. Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için, evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve tarafların boşanma, nafaka, velayet gibi konularda uzlaşmış olmaları gereklidir. Mahkeme, tarafların hazırladığı protokolü uygun bulursa, kısa sürede boşanma kararını verir. Anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanmaya kıyasla daha hızlı ve daha az stresli bir süreçtir.
B. Anlaşmalı Boşanma ile Çekişmeli Boşanma Arasındaki Farklar
Anlaşmalı boşanma ile çekişmeli boşanma arasındaki temel farklar şu şekilde özetlenebilir:
a. Tarafların Uzlaşma Durumu
Anlaşmalı boşanmada taraflar, boşanma, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusunda uzlaşmışlardır. Bu mali sonuçlar arasında nafaka, velayet ve tazminat gibi konular yer alır. Mahkemeye sunulan protokol, tarafların ortak iradesini yansıtmaktadır.
Çekişmeli boşanmada ise taraflar boşanma ve/veya boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu konusunda anlaşamamışlardır. Bu durumda, mahkeme, deliller ve tanıklar üzerinden bir değerlendirme yaparak karar verir.
b. Süreç ve Zaman
Anlaşmalı boşanmada süreç genellikle hızlıdır. Taraflar anlaşmış olduklarından, mahkeme kısa sürede karar verir. Mahkemenin, protokolü uygun bulması hâlinde boşanma tek celsede sonuçlanabilir.
Çekişmeli boşanmada ise süreç daha uzun ve karmaşıktır. Delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve tarafların beyanlarının alınması zaman alır. Dava birden fazla celse sürebilir ve yıllarca devam edebilir.
c. Mahkeme Kararının İçeriği
Anlaşmalı boşanmada mahkeme, tarafların sunduğu protokolü inceleyerek tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde bulundurur ve gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişiklikler taraflarca da kabul edildiği takdirde, mahkeme boşanmaya hükmeder.
Çekişmeli boşanmada ise mahkeme, tarafların ileri sürdüğü iddialar ve sunduğu deliller doğrultusunda kararını verir. Velayet, tazminat, nafaka gibi konularda tarafların taleplerine ve delillere göre hüküm kurar.
d. Psikolojik ve Duygusal Yük
Anlaşmalı boşanmada tarafların karşılıklı anlaşması nedeniyle süreç daha az stresli ve yıpratıcıdır. Anlaşma sağlandığı için taraflar arasındaki gerilim minimum seviyede kalır.
Çekişmeli boşanmada ise taraflar arasında süregelen bir çatışma söz konusu olduğu için süreç oldukça stresli ve yıpratıcı olabilir. Mahkeme sürecinde taraflar arasındaki gerginlik artabilir.
e. Maliyet
Anlaşmalı boşanmada süreç kısa ve nispeten basit olduğundan, genellikle daha düşük maliyetlidir. Avukat ve dava masrafları daha az olur.
Çekişmeli boşanmada ise sürecin uzun sürmesi ve davanın karmaşıklığı nedeniyle maliyetler daha yüksektir. Uzun süren dava süreçleri, avukat ve mahkeme masraflarını artırır.
Çekişmeli boşanma davalarında, avukatlık ücreti ve mahkeme masrafları, genellikle anlaşmalı boşanma davalarındaki avukatlık ücreti ve mahkeme masraflarının iki katından daha fazla olabilmektedir. Bu durum, çekişmeli boşanma davalarının daha uzun sürmesi ve daha karmaşık bir süreç gerektirmesinden kaynaklanmaktadır.
f. Evlilik Süresi Şartı
Anlaşmalı boşanmada anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gereklidir. Bu şart sağlanmadan anlaşmalı boşanma mümkün değildir.
Çekişmeli boşanmada ise çekişmeli boşanma davalarında evliliğin süresi önemli değildir. Evliliğin herhangi bir aşamasında dava açılabilir.
2. Anlaşmalı Boşanmanın Şartları
Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için bazı yasal şartların yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu şartlar, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (TMK) 166. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Anlaşmalı boşanma için öncelikle, evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve eşlerin boşanmaya karar vermiş olmaları gereklidir. Bu nedenle, eşlerden biri tarafından açılacak boşanma davası, diğer eş tarafından da kabul edilmelidir. Ayrıca, hâkimin duruşmada tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile varsa çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilen düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Bu şartların tümü yerine getirilmeden anlaşmalı boşanma mümkün olmaz.
A. Evlilik Süresi
Anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi için tarafların en az bir yıl evli olması gerekmektedir. Evlilik süresi bir yıldan az ise, anlaşmalı boşanma davası açılması mümkün değildir. Bir yıldan az süren evliliklerde, çekişmeli boşanma davası ile boşanmak mümkündür.
“Uygulamada anlaşmalı boşanma adı verilen ve yukarıya alıntılanan fıkra uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için ilk koşul; evlilik birliğinin en az bir yıl sürmesidir. Aksi takdirde hâkim diğer şartları incelemeden boşanma davasını reddetmelidir.” (Yargıtay HGK, T. 18.04.2019, E. 2017/2643, K. 2019/484)
“Davacı erkek tarafından Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesine dayalı olarak anlaşmalı boşanma davası açılmış ise de tarafların evlilik süresi bir yılı doldurmadığından mahkemece davaya çekişmeli boşanma davası olarak devam edilmiştir. (TMK m.166/1-2). Bu durumda mahkmece, taraflara iddia ve savunmalarının dayanağı bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini içeren beyanları ile birlikte iddia ve savunmalarının dayanağı olarak ileri sürdükleri her bir vakıanın ispatını sağlayacak delillerini sunmak ve dilekçelerin karşılıklı verilmesini sağlamak üzere süre verilip, ön inceleme yapılarak tahkikata geçildikten sonra usulüne uygun şekilde gösterilen deliller toplanmak suretiyle gerçekleşecek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, bu usule uyulmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 2. HD, T. 12.04.2018, E. 2017/3712, K. 2018/4935)
B. Eşlerin Boşanma Konusunda Anlaşmaları
Eşlerin öncelikle boşanma konusunda anlaşmaları gerekmektedir. Eşler, boşanma konusunda tam bir mutabakata varmış olmalıdır. Yani her iki taraf da boşanmayı kabul etmelidir. Başka bir deyişle, eşlerden biri tarafından açılacak boşanma davasının diğer eş tarafından da kabul edilmesi şarttır. Eşlerden birinin boşanmayı kabul etmemesi durumunda, dava çekişmeli boşanma davasına dönüşecektir.
C. Eşlerin, Boşanmanın Mali Sonuçları ile Çocukların Durumu Hususunda Anlaşmaları
Eşler, yalnızca boşanma konusunda değil, boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda da anlaşmış olmalıdır. Sadece boşanma konusunda anlaşmak, anlaşmalı boşanma için yeterli değildir. Boşanmanın mali sonuçları ve varsa çocukların durumu üzerinde de mutlaka uzlaşma sağlanmış olmalıdır. Aksi takdirde, dava çekişmeli boşanma davasına dönüşecektir.
“(…) tarafların boşanma ve mali sonuçlarında tam bir anlaşma içinde olduklarından söz edilemez. Aralarında tam anlaşma olmadan da Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca boşanma kararı verilemez. O halde; davaya çekişmeli boşanma olarak devam edilmeli, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delilleri toplanıp, Türk Medeni Kanununun 166. maddesinin (1.) ve (2.) fıkralarına göre değerlendirme yapılmalıdır. Bu husus nazara alınmadan koşulları gerçekleşmediği halde, tarafların Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca boşanma kararı verilmesi doğru bulunmamıştır.” (Yargıtay 2. HD, T. 21.04.2014, E. 2013/26214, K. 2014/9515)
Boşanmanın mali sonuçları, yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminattır. Anlaşmalı boşanma için eşlerin, yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat konularında anlaşmış olmaları gerekmektedir. Bu konulardan herhangi birinde anlaşma sağlanamazsa, anlaşmalı boşanma gerçekleşmez. Eşlerin mal rejiminin tasfiyesi ile birbirlerinden eşya veya ziynet alacakları konusunda anlaşmaları zorunlu değildir. Bu konularda anlaşma olmadan da anlaşmalı boşanma mümkündür. Ancak, ileride çıkabilecek uyuşmazlıkları önlemek için bu konularda da anlaşma yapılmasında fayda bulunmaktadır.
“Tazminat haklarının saklı tutulması, bu husustaki ihtilafın devam ettiğini ve bu ihtilafın çözümünün ileriye bırakıldığını gösterir. Başka bir ifade ile ‘tazminat hakları saklı tutulmak’ suretiyle anlaşmalı boşanma kararı verilemez. Bu husus nazara alınmadan ‘tazminat haklarının saklı tutulması’ suretiyle Türk Medeni Kanununun 166/3 maddesi gereğince boşanma kararı verilmesi doğru bulunmamıştır.” (Yargıtay 2. HD, T. 13.01.2015, E. 2014/16344, K. 2015/269)
“Boşanan eşlerin kişisel eşya ve ziynetlere ilişkin talepleri boşanmanın ferisi niteliğinde değildir. Bu nedenle, anlaşmalı boşanma protokolünün söz konusu maddeleri içermesi gerekmez.” (Yargıtay HGK, T. 02.12.2015, E. 2014/589, K. 2015/2784)
Çocukların durumu ile kastedilen ise, velayet hakkının kime ait olacağı, velayet hakkına sahip olmayan eşin çocukla kuracağı kişisel ilişki ve iştirak nafakası hakkındaki anlaşmadır. Anlaşmalı boşanma davasında, eşler, varsa müşterek çocuklarının velayet haklarının hangi eşe ait olacağı, velayet hakkına sahip olmayan eşin çocukla kuracağı kişisel ilişki ve ödenecek iştirak nafakası konusunda mutlaka anlaşmış olmalıdır. Aksi takdirde, anlaşmalı boşanma mümkün olmaz.
“’Boşanmanın mali sonuçları’ ile kastedilen maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası talepleridir (TMK m.174/1-2; m. 175). “Çocukların durumu” ile kastedilen ise, ortak çocukların velayetinin kime verileceği, velayet verilmeyen eş ile çocuklar arasında kurulacak kişisel ilişki ve çocuklar için ödenecek iştirak nafakası ile ilgili düzenlemelerdir.” (Yargıtay HGK, T. 18.04.2019, E. 2017/2643, K. 2019/484)
“(…) çocukların durumu hususunda tam anlaşma olmadan, Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca boşanma kararı verilemeyeceğinden, velayet konusunda eşler arasında anlaşma olmadığı ve mahkemece getirilen öneri kabul edilmediği takdirde; davaya çekişmeli boşanma olarak devam edilerek taraflara iddia ve savunmalarının dayanağı bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini içeren beyan ile iddia ve savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın ispatını sağlayacak delillerini sunmak ve dilekçelerin karşılıklı verilmesini sağlamak üzere süre verilip ön inceleme yapılarak tahkikata geçildikten sonra usulüne uygun şekilde gösterilen deliller toplanarak gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” (Yargıtay 2. HD, T. 03.03.2015, E. 2015/4801, K. 2015/3328)
D. Boşanma Protokolü Hazırlanması
Eşlerin, boşanmayla birlikte boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusunda anlaşmış olmalarının zorunlu olduğu yukarıda ifade edilmişti. Türk Medenî Kanunu’nda bu anlaşmanın yazılı olması zorunlu tutulmamış olsa da, anlaşmanın yazılı bir protokole bağlanıp mahkemeye sunulması, anlaşmalı boşanma sürecini kolaylaştırmaktadır. Nitekim, uygulamada da bu yöntem tercih edilmektedir. Ancak, eşlerin boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu konusundaki anlaşmayı mahkemede sözlü olarak beyan edip, bu beyanı duruşma tutanağına geçirtmeleri ve tutanağı imzalamaları da mümkündür.
“(…) anlaşmalı olarak boşanmak isteyen eşlerin boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda da anlaşmış olmaları ve buna ilişkin düzenlemeyi hâkimin onayına sunmaları gerekir. Taraflar bu hususta mahkemeye bir protokol sunabilecekleri gibi, belirtilen tüm bu hususlarda mahkemeye sözlü olarak da beyanda bulunabilirler. Ancak ikinci durumda sözlü beyanın zapta geçirilmesi ve taraflarca imzalanması gerekir (Akıntürk T: Türk Medeni Hukuku Aile Hukuku, İkinci Cilt, Ocak 2019, s.271).” (Yargıtay HGK, T. 18.04.2019, E. 2017/2643, K. 2019/484)
Anlaşmalı boşanma protokolünün zorunlu unsurları; maddi ve manevi tazminat, yoksulluk nafakası, velayet, çocukla kişisel ilişki ve iştirak nafakasıdır. Bu unsurlardan herhangi biri hakkında tarafların anlaşmaya varamaması durumunda, anlaşmalı boşanma mümkün olmamaktadır. Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, yani malların paylaşımı, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti gibi hususlar protokolün zorunlu unsurları olmamakla birlikte, bu konularda da anlaşmaya varılması, ileride çıkması muhtemel uyuşmazlıkların önüne geçecektir.
E. Tarafların Mahkemeye Katılımı
Anlaşmalı boşanma davasında tarafların bizzat mahkemeye katılmaları zorunludur. Tarafların mahkeme huzurunda boşanma iradelerini beyan etmeleri ve hazırlanan protokolü onayladıklarını ifade etmeleri gerekmektedir. Bu beyanlar, tarafların serbest iradeleriyle yapıldığının mahkeme tarafından tespit edilmesi açısından önemlidir. Hâkimin, tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi gerekmektedir.
“Hâkimin eşleri dinleyerek serbest iradelerinin oluşup oluşmadığına karar vermesi gerekir. Madde hükmü, duruşmada tarafların her türlü baskı ve tehditten uzak olarak özgür iradeleri ile beyanda bulunduklarının denetlenmesini amaçladığından, hâkimin bu hususta her türlü özeni göstermesi gerekmektedir (Kılıçoğlu A: Aile Hukuku, Ocak 2019, s.113).” (Yargıtay HGK, T. 18.04.2019, E. 2017/2643, K. 2019/484)
“Mahkemece, Türk Medeni Kanununun 166/3 hükmüne aykırı olarak; tutuklu bulunan davalı duruşmada bizzat hazır bulundurulup beyanı alınmadan, tutuklu bulunduğu cezaevinde boşanma ve boşanmanın mali sonuçları konusunda beyanının cezaevi idaresince ifade tunağı ile alınması yeterli görülmek suretiyle boşanmaya karar verilmiştir. Bu durumda Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi koşulları oluşmadığı halde Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi koşulları oluşmuş gibi boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” (Yargıtay 2. HD, T. 05.06.2014, E. 2014/1617, K. 2014/12529)
Anlaşmalı boşanma davasında, tarafların avukatları bulunsa bile duruşmaya bizzat katılmaları zorunludur. Ancak, anlaşmalı boşanma davasının avukat aracılığıyla açılmasında herhangi bir engel yoktur.
“Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup, toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının takdiri gerekirken, asiller dinlenilmeksizin, taraf vekillerinin beyan ile boşanma hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 2. HD, T. 04.10.2018, E. 2018/5527, K. 2018/10615)
F. Mahkemenin Protokolü Onaylaması
Anlaşmalı boşanma davasında hâkimin, boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu konusunda taraflarca kabul edilen düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Mahkeme, taraflar arasında düzenlenen protokolü inceleyecek ve uygun bulduğu takdirde onaylayacaktır. Mahkeme, protokolde hukuka veya çocukların menfaatlerine aykırı bir durum tespit ederse, bu konuda gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişiklikler taraflarca da kabul edilirse, mahkeme boşanmaya hükmeder. Aksi takdirde, anlaşmalı boşanma mümkün olmaz.
“(…) hakim, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ve konusu imkansız olan hükümler taşıyan bir boşanma protokolünü esas alarak boşanma kararı veremez ve böyle bir protokolü tasdik edemez. Ayrıca müşterek çocukların menfaatinin gerektirdiği durumlarda protokolde gerekli değişikliklerin yapılmasını taraflardan isteyebilecektir.” (Yargıtay 2. HD, T. 05.11.2020, E. 2020/3774, K. 2020/5431)
3. Anlaşmalı Boşanma Davası
A. Anlaşmalı Boşanma Davasını Hangi Eş Açar?
Anlaşmalı boşanma davasını eşlerden herhangi biri açabilir. Bu durumda, diğer eşin davayı kabul etmesi gerekmektedir (TMK m. 166/III). Türk Medenî Kanunu her ne kadar “eşlerin birlikte başvurmasından” bahsetse de, Türk hukuk yargılamasında böyle bir usul bulunmamaktadır. Bu nedenle, anlaşmalı boşanma davasının eşlerden biri tarafından açılması ve diğer eş tarafından kabul edilmesi gerekmektedir.
B. Anlaşmalı Boşanma Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Anlaşmalı boşanma davaları, aile mahkemelerinde görülmektedir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise bu davalara, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar. Boşanma davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168/I). Bu nedenle, anlaşmalı boşanma davasının, eşlerden birinin yerleşim yerindeki veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdeki aile mahkemesinde açılması gerekir.
C. Anlaşmalı Boşanma Avukatlık Ücreti
Anlaşmalı boşanma davası için talep edilen avukatlık ücreti, çeşitli faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterebilmektedir. Özellikle, taraflar arasında kapsamlı bir protokol hazırlanması, çözümlenmesi gereken hukuki meselelerin sayısı ve niteliği gibi unsurlar, avukatlık ücretini doğrudan etkileyen önemli faktörler arasında yer almaktadır.
Avukatlık ücretlerinde minimum tutarları belirleyen 03.10.2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre, anlaşmalı boşanma davaları için belirlenecek avukatlık ücreti 30.000 TL’den az olamaz. Bu tutar, anlaşmalı boşanma davalarında avukatlık ücreti olarak belirlenebilecek minimum tutar olup, bu tutarın altında avukatlık ücreti kararlaştırılamaz. Bu tutarın üstünde avukatlık ücreti kararlaştırılması ise mümkündür. Örneğin, Ankara Barosu tarafından yayımlanmış tavsiye niteliğindeki asgari ücret tarifesine göre, anlaşmalı boşanma avukatlık ücreti 56.500 TL’dir.
D. Anlaşmalı Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?
Anlaşmalı boşanma davasında, eşler boşanma, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusunda zaten anlaşmış oldukları için bu konularda delil göstermeye veya tanık dinletmeye gerek yoktur. Mahkeme, tanık beyanlarına başvurmayacağı ve başka bir delil incelemeyeceği için anlaşmalı boşanma davaları genellikle tek duruşmada sona ermektedir. Ayrıca, duruşma tarihleri de çekişmeli boşanma davalarına göre genellikle dava tarihine çok yakın bir tarihe verilmektedir. Bu nedenle, duruşma hem kısa süre içinde yapılmakta hem de tek duruşmada karar alınmaktadır.
E. Anlaşmalı Boşanma Davası, Çekişmeli Boşanma Davasına Döner Mi?
Anlaşmalı boşanma davasının, açıldıktan sonra çekişmeli boşanma davasına dönüşmesi mümkün ve sıkça karşılaşılan bir durumdur. Taraflar, anlaşmalı boşanma kararı kesinleşene kadar bu karardan vazgeçme hakkına sahiptir. Bu hakkı engelleyen herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, dava reddedilmemeli, davaya çekişmeli boşanma davası olarak bakılmalıdır.
“Taraflar Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca boşanmışlar, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki diğer bir ifadeyle gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmamaktadır. Bu halde anlaşmalı boşanma davasının ‘çekişmeli boşanma’ (TMK m. 166/1-2) olarak görülmesi gerekir.” (Yargıtay 2. HD, T. 13.03.2017, E. 2017/1450, K. 2017/2617)
4. Çekişmeli Boşanma Davası, Anlaşmalı Boşanma Davasına Dönebilir Mi?
Çekişmeli boşanma davasının, karar kesinleşinceye kadar anlaşmalı boşanma davasına dönüşmesi mümkündür. Taraflar, çekişmeli boşanma davasında karar kesinleşmeden önce mahkemeye sunacakları bir dilekçe ile anlaşmalı boşanma talebinde bulunabilirler. Bu durumda, taraflar duruşmaya çağrılarak beyanları alınacak ve hâkimin, boşanmanın mali sonuçları ile varsa çocukların durumu konusunda taraflarca kabul edilen anlaşmayı uygun bulması hâlinde, tarafların anlaşması uyarınca boşanmaya karar verilecektir.
“Davacı erkek tarafından açılan boşanma davası reddedilmiş, karar davacı erkek tarafından temyiz edilmiştir. Ancak temyiz incelemesinden önce Yargıtay’a hitaben gönderilen 09/12/2016 tarihli dilekçeden tarafların boşanma, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusunda protokol düzenledikleri anlaşılmış, bu protokol gözetilerek taraflar bizzat mahkemeye çağrılıp ifadeleri de alınmak suretiyle sonucu uyarınca karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” (Yargıtay 2. HD, T. 03.04.2017, E. 2016/17115, K. 2017/3668)
5. Avukatsız Anlaşmalı Boşanma: Avukatın Önemi
Diğer birçok dava türünde olduğu gibi, anlaşmalı boşanma davası da avukatsız olarak açılabilir ve avukat yardımı olmaksızın yürütülebilir. Ancak, anlaşmalı boşanma sürecinin bir avukat aracılığıyla yürütülmesi, taraflar için önemli avantajlar sağlayabilir. Avukatsız anlaşmalı boşanma davası durumunda, tarafların bu avantajlardan mahrum kalma ve süreci hatalarla yürütme riski oldukça yüksektir.
Avukatsız anlaşmalı boşanma süreçlerinde, boşanma sürecinin hızlı bir şekilde tamamlanması, tarafların hak ve menfaatlerini koruyan bir boşanma protokolünün hazırlanması, hazırlanan protokolün mahkeme kararına eksiksiz bir şekilde geçirilmesi ve boşanma kararının hızla kesinleştirilmesi gibi kritik noktalarda hatalar yapılabilmektedir. Bu durum, tarafların zarar görmesine ve hak kaybı yaşamasına sebep olabilmektedir.
Bizimle iletişime geçebilirsiniz
Büromuz tarafından sunulan aile hukuku alanındaki hizmetlerden yararlanmak veya bu hizmetler hakkında detaylı bilgi almak isterseniz, bizimle e-posta veya telefon yoluyla iletişime geçebilir ya da iletişim bölümünde yer alan formu doldurabilirsiniz.
