1. Giriş
Tahkim bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olup uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülmesi taraf iradelerine dayanmaktadır. Uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülmesi devlet yargısına göre oldukça önemli avantajları bünyesinde barındırmaktadır. Bu avantajlar irade serbestisi, hız, uzmanlık ve gizlilik olarak ifade edilebilir. Her şeyden önce uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülmesi halinde devlet yargısından farklı olarak uyuşmazlığın çözümüne uygulanacak usul kurallarını taraflar kural olarak serbestçe belirleyebilmektedirler. Uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülmesinde hakem veya hakem kurullarının uyuşmazlık konusu hakkında uzman kişilerden oluşturulabilmesi hem uyuşmazlığın daha hızlı bir şekilde çözülmesini hem de ortaya çıkacak kararın uyuşmazlığın her iki tarafını da tatmin etmesini sağlayabilecektir. Son olarak devlet mahkemeleri nezdinde gerçekleştirilen yargılama faaliyeti kural olarak aleni olarak icra edilmekteyken tahkim yargılamaları kural olarak gizli gerçekleştirilmektedir.
Bu yazıda genel olarak “tahkim” kavramı, tahkim türleri, tahkime elverişlilik ve tahkim anlaşması konularına kısaca değinilmiştir.
2. Genel Olarak Tahkim
Tahkim bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Taraflar arasında geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunması halinde tahkim anlaşması kapsamındaki uyuşmazlıklar kural olarak devlet mahkemeleri tarafından değil, hakem olarak adlandırılan kişiler tarafından çözüme kavuşturulur. Hakemler tarafından verilen kararlar ise kural olarak taraflar üzerinde bağlayıcı etkiye sahiptir ve devlet mahkemeleri tarafından verilen kararlar gibi icra edilebilirler.
Tahkim milli ve milletlerarası tahkim olarak ikiye ayrılmaktadır. Milli tahkim 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ile düzenlenmektedir. Milletlerarası tahkim ise 21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) ile düzenlenmektedir. HMK, MTK’nin tanımladığı anlamda yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanır. (HMK 407/1) MTK ise yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya MTK hükümlerinin taraflar ya da hakem veya hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanmaktadır. (MTK 1/2) Buna göre yabancılık unsuru içermeyen (Yabancılık unsuru MTK 2 uyarınca belirlenecektir.) ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklar kural olarak HMK’nin tahkime ilişkin hükümlerine tabi olacaktır. Yabancılık unsuru içeren ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklar ise MTK hükümlerine tabi olacaktır. Ancak bu şartları sağlamasa bile taraflar ya da hakem veya hakem kurulu tahkime MTK hükümlerinin uygulanacağını kararlaştırabilirler.
Tahkim ayrıca kurumsal ve ad hoc tahkim olmak üzere de ikiye ayrılmaktadır. Tahkim uygulamasında kendi yargılama kuralları bulunan ve taraflara yargılama hizmeti sunan tahkim merkezleri bulunmaktadır. Tahkimin bu tahkim merkezleri bünyesi altında gerçekleştirilmesi halinde kurumsal tahkim söz konu olmaktadır. Tahkimin herhangi bir tahkim merkezine bağlı olmaksızın gerçekleştirilmesi halinde ise ad hoc tahkim söz konusu olmaktadır.
Bir uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenebilmesi için iki unsurun varlığı aranmaktadır. Bunlardan ilki uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmeye elverişli nitelikte olmasıdır. Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmeye elverişli nitelikte olması unsuruna “tahkime elverişlilik” unsuru denilmektedir. İkinci unsur ise söz konusu uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümleneceğine ilişkin olarak taraflar arasında bir tahkim anlaşmasının bulunmasıdır.
3. Tahkime Elverişlilik
Bir uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenebilmesi için uyuşmazlığın tahkime elverişli nitelikte olması gerekir. HMK 408/1 uyarınca iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir. MTK 1/4’te de iki tarafın iradelerine tabi olmayan uyuşmazlıkların tahkime elverişli olmadığı hükme bağlanmıştır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri uyuşmazlıklar tahkime elverişli nitelikte değildir. Bu nedenle ceza yargısı kapsamında bulunan uyuşmazlıklar tahkim yoluyla çözümlenemez. İdari yargı kapsamında olan uyuşmazlıklar için de kural olarak tahkim yoluna gidilemez. Kamu hizmeti imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar bu kuralın istisnası olup tahkim yoluyla çözümlenmeye elverişlidir. Özel hukuktan doğan uyuşmazlıkların da önemli bir kısmı tahkime elverişli nitelikte değildir. Örneğin boşanma davaları, velayet ve vesayete ilişkin davalar, hizmet tespiti davaları tahkime elverişli nitelikte değildir. Ayrıca Türk hukukunda taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklara ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davaların da tahkime elverişli olmadığı kabul edilmiştir. HMK 408/1 hükmü gereğince taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir. Aynı şekilde MTK 1/4 hükmü uyarınca da Türkiye’de bulunan taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklara ilişkin uyuşmazlıklar için tahkim yoluna gidilememektedir.
4. Tahkim Anlaşması
Bir uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenebilmesi için uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesine ilişkin olarak taraflar arasında geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunması gerekmektedir. Tahkim anlaşması tarafların sözleşmeden kaynaklansın veya kaynaklanmasın, aralarında mevcut bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tümünün veya bazılarının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması konusunda yaptıkları anlaşmadır. (HMK 412/1, MTK 4/1)
Tahkim anlaşmasının tanımından da anlaşılacağı üzere geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunabilmesi için taraflar arasında bir hukuki ilişkinin bulunması gerekmektedir. Bu hukuki ilişki bir sözleşme ilişkisi olabileceği gibi bir haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme ilişkisi de olabilir. Bu hukuki ilişkiden bir uyuşmazlığın doğmuş olması şart değildir. Bu hukuki ilişkiden doğabilecek uyuşmazlıklar için de tahkim anlaşması yapılabilir. Nitekim uygulamada tahkim anlaşmaları çoğunlukla taraflar arasında bir uyuşmazlık çıkmadan önce yapılmaktadır. Taraflar arasında doğmuş veya doğabilecek tüm uyuşmazlıklar için tahkim anlaşması yapılabileceği gibi yalnızca bazı uyuşmazlıklar için de tahkim anlaşması yapılabilmektedir. Ancak her halükârda tahkim anlaşması kapsamındaki uyuşmazlıkların tahkime elverişli nitelikte bulunması gerekmektedir.
Taraflar arasındaki hukuki ilişki bir sözleşmeden doğmakta ise tahkim anlaşması bu sözleşmeye konan bir tahkim şartı şeklinde yapılabileceği gibi ayrı bir sözleşme olarak da yapılabilmektedir.
Devlet mahkemeleri önünde gerçekleştirilen yargılama sırasında da taraflar tahkim yoluna başvurma konusunda anlaşma yapabilirler. Bu takdirde dava dosyası mahkemece ilgili hakem veya hakem kuruluna gönderilir. (HMK 412/5, MTK 5/2)
5. Tahkim Anlaşmasının Şekli
Tahkim anlaşmasının geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. HMK 412/3 gereğince tahkim anlaşması yazılı şekilde yapılmalıdır. Yine aynı maddeye göre yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için tahkim sözleşmesinin taraflarca imzalanmış yazılı bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim sözleşmesinin varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması yeterlidir. MTK 4/2 uyarınca da tahkim anlaşması yazılı şekilde yapılmalıdır. Aynı hükme göre yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için tahkim anlaşmasının taraflarca imzalanmış yazılı bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim anlaşmasının varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması gerekir. Her iki kanun uyarınca da asıl sözleşmenin bir parçası hâline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması hâlinde de geçerli bir tahkim anlaşması yapılmış sayılmaktadır. (HMK 412/3, MTK 4/2)
6. Sonuç
Devlet mahkemelerinin ülkemizdeki iş yükü dikkate alındığında tahkim, özellikle ticari uyuşmazlıklar bakımından, oldukça avantajlı bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak tüm avantajlarına rağmen uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülmesi ülkemizde yeterince tercih edilen bir uyuşmazlık çözüm yöntemi haline gelememiştir.
