1. Giriş
Ticari davalarda arabuluculuk, ya da diğer bir deyişle ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk, isteğe bağlı arabuluculuk ve zorunlu arabuluculuk olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Ticari davalarda arabuluculuk, 01.01.2019 tarihinden beri hukukumuzda uygulanmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunludur. (Ticari davalarda arabuluculuk şartı)
2. Arabuluculuk Nedir?
A. Arabuluculuğun Tanımı
Arabuluculuk, alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Türk hukukunda arabuluculuğu düzenleyen temel kanun, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’dur.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun (HUAK) 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre arabuluculuk, sistematik teknikler uygulayarak görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyari olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemini ifade etmektedir.
B. Arabuluculuk Yargılama Değildir
Arabuluculuk, dava ve tahkimden farklı olarak yargılama yöntemi değildir. Arabulucu, hâkim veya hakem gibi yargılama yapmaz. Hâkim veya hakem yargılama yaparak, mevcut delil durumuna göre davacının haklı olup olmadığına karar verir. Arabulucu ise, yargılama yapmaz, arabulucuya başvuran tarafın haklı olup olmadığına karar vermez.
C. Arabuluculukta Taraf İradesinin Önemi
Arabuluculuk süreci tarafların kendi iradelerine dayanmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 3/1 hükmüne göre, taraflar arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler. Ancak, bazı uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Bu tür uyuşmazlıklarda, arabulucuya başvurmadan dava açılamaz.
Dava açmadan önce arabulucuya başvurmanın zorunlu olduğu durumlarda (dava şartı arabuluculuk) da, taraflar süreci devam ettirmek, sonlandırmak ve bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler. Bu konularda tarafların iradeleri geçerlidir. Bu açıdan, zorunlu arabuluculuğun isteğe bağlı arabuluculuktan farkı, dava açmadan önce arabulucuya başvurma hususudur.
D. Yazının Konusu
Bu yazının konusu, tarafların arabulucuya başvurup başvurmama konusunda serbest olduğu isteğe bağlı arabuluculuk değil, ticari davalarda zorunlu arabuluculuk düzenlemesidir. Bu nedenle, yazının geri kalanında “ticari davalarda arabuluculuk” veya “ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk” denildiğinde, zorunlu arabuluculuk kast edilecektir.
3. Ticari Davaların Arabuluculuk Yoluyla Çözülmesi
A. Hangi Ticari Davalarda Arabuluculuk Zorunlu?
a. Genel Olarak
Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunludur. (TTK m. 5/A-1) Türk Ticaret Kanunu’nda açıkça ifade edildiği üzere, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunludur. Bu sayılanlar dışında kalan ticari davalarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunluluğu bulunmamaktadır.
Ticari davalarda arabuluculuğun zorunlu olabilmesi için her şeyden uyuşmazlığın ticari bir davaya vücut vermesi ve ticari davanın konusunun bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat talepleri olması gerekmektedir. Bu talepler dışındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunluluğu bulunmamaktadır.
Örnek: Bir malzeme tedarikçisi, bir inşaat firmasıyla yaptığı sözleşme kapsamında inşaat firmasına belirli miktarda malzeme satmış, ancak firma bedelin bir kısmını ödememiştir. Tedarikçi, alacak davası açmak istemektedir ve Türk Ticaret Kanunu’na göre, konusu bir miktar para olan bu alacak davası için dava açmadan önce arabulucuya başvurması zorunludur. Ancak, tedarikçi ile inşaat firması arasında sözleşmenin feshi gibi bir uyuşmazlık çıkarsa ve bu uyuşmazlık bir miktar parayla ilgili değilse, bu durumda arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmamakta ve tedarikçi doğrudan mahkemeye başvurabilmektedir.
b. Ticari Dava Kavramı
Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde ticari davalar düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasına göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın anılan hükümde altı bent hâlinde sayılan hukuk davaları ticari dava sayılmaktadır. Ayrıca, başka kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen hukuk davaları da ticari dava sayılır.
Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasında ticari dava olduğu belirtilen hukuk davaları aşağıda yazılıdır. Ancak herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar anılan hüküm uyarınca, ticari dava sayılmamaktadır.
- Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları,
- Türk Medeni Kanunu’nun rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969. maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları,
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ila 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555 ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580’inci maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları,
- Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları,
- Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları,
- Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları.
c. İstisna
Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya ticari uyuşmazlığının çözümüyle ilgili olarak tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz. (HUAK m. 18/A-18) Taraflar arasındaki sözleşmede tahkim şartı varsa veya ticari uyuşmazlığının çözümü konusunda tahkim sözleşmesi yapılmışsa arabulucuya başvurmadan tahkim davası açılabilir. Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olması hâlinde de arabulucuya başvuru yapılması zorunlu değildir.
Örnek: Bir inşaat firması ile taşeron bir firma arasında yapılan sözleşmede, olası uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözüleceği yönünde bir madde yer almaktadır. Sözleşmeye göre, taraflar arasında bir ticari uyuşmazlık çıkması durumunda, bu uyuşmazlık tahkim yoluyla çözülecektir. İnşaat firması, taşeron firmanın işini zamanında tamamlamadığını iddia ederek zarara uğradığını ve bu nedenle tazminat talep etmek istediğini düşünmektedir. Bu durumda, inşaat firması tahkim şartı bulunduğu için zorunlu arabuluculuğa başvurmadan doğrudan tahkim davası açabilir. Aynı şekilde, özel bir kanunda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözüleceği belirtilmişse, arabulucuya başvuru yapma zorunluluğu bulunmaz ve taraflar doğrudan tahkime başvurabilir.
Uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülmesi konusunda detaylı bilgi edinmek için internet sitemizde yer alan Uyuşmazlıkların Tahkim Yoluyla Çözülmesi isimli yazımıza göz atmanızı tavsiye ederiz.
B. Ticari Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Süresi
Ticari davalarda arabuluculuk süresi kanunla sınırlandırılmıştır. Ticari davalarda arabuluculuk ancak kanunda öngörülen süreler (ticari arabuluculuk süresi) içerisinde yapılabilir, en geç bu sürelerin sonunda zorunlu arabuluculuk sürecinin sonlandırılması gerekmektedir. Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. (TTK m. 5/A-2)
Görüldüğü üzere, ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk süresi zorunlu hâllerle birlikte toplam sekiz hafta ile sınırlandırılmış olup ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk sürecinin bu süre zarfında sonuçlandırılmış olması gerekmektedir. Ancak, burada bahsedilen sekiz haftalık süre ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk düzenlemesi için geçerlidir. Ticari uyuşmazlıklarda isteğe bağlı arabuluculukta ise, süre sınırlaması bulunmamaktadır.
C. Arabuluculuğun Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Sürelere Etkisi
Arabuluculuya başvuru yapılması, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere olumsuz bir etki yapmaz. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (HUAK m. 18/A-15) Başka bir deyişle, arabuluculuk bürosuna başvurulmasıyla süreler durur, ancak daha önce işlemiş olan süreler geçerliliğini korur. Arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihten sonra süreler kaldığı yerden işlemeye devam eder.
D. Arabuluculuk Son Tutanağının Dava Dilekçesine Eklenmesi Zorunluluğu
Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı bir tutanak ile belgelendirilir. Bu tutanak son tutanak olarak adlandırılmaktadır.
Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk düzenlemesinde davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde, mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. (HUAK m. 18/A-2)
Bu düzenlemenin, dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusu yapılmış ve arabuluculuk süresi tamamlanmış ancak dava açılırken son tutanağın mahkemeye sunulmadığı işler için geçerli olduğunun altını çizmek gerekir. Arabulucuya başvurulmadan dava açılmış işlerde ise, arabulucuya başvuru yapılması için süre vermeksizin, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (HUAK m. 18/A-2, son cümle)
E. Arabulucuya Başvurulmadan Dava Açılmış Olması
Ticari davalarda zorunlu arabuluculuğun (ticari dava şartı arabuluculuk) uygulanmakta olduğu ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmamış, başka bir deyişle ticari arabuluculuk yoluna başvurulmaksızın doğrudan doğruya dava açılmışsa, mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (HUAK m. 18/A-2, son cümle)
F. Ticari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk Düzenlemesinde Yetkili Arabuluculuk Bürosu
Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk düzenlemesinde başvuru, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (HUAK m. 18/A-4)
Arabulucu, görevlendirmeyi yapan arabuluculuk bürosunun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda yetkiye ilişkin belgeleri sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere arabuluculuk bürosuna teslim eder. Mahkeme harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda en geç bir hafta içinde yetkili arabuluculuk bürosunu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı arabuluculuk bürosuna iade eder. Mahkeme kararı arabuluculuk bürosu tarafından 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. (HUAK m. 18/A-8)
Yetki itirazının reddi durumunda, aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve yukarıda zikredilen altı artı iki haftalık ticari arabuluculuk süresi yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise, kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili arabuluculuk bürosuna başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz arabuluculuk bürosuna başvurma tarihi yetkili arabuluculuk bürosuna başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili arabuluculuk bürosu, arabulucu görevlendirir. (HUAK m. 18/A-8)
G. Ticari Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Düzenlemesinde Arabulucunun Belirlenmesi
Arabulucunun belirlenmesi arabuluculuk bürosu tarafından yapılır. Arabuluculuk bürosu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden bir arabulucuyu görevlendirir. Ancak, tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (HUAK m. 18/A-5)
H. Arabuluculuk Faaliyetinin Sona Ermesi
Ticari davalarda arabuluculuk düzenlemesinde arabulucu, taraflara ulaşılamaması veya taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması ya da tarafların anlaşması yahut tarafların anlaşamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (HUAK m. 18/A-10)
I. Taraflardan Birinin Geçerli Bir Mazeret Göstermeksizin İlk Toplantıya Katılmaması
Arabulucu, elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder. Arabulucu, avukatı bulunsa bile asıl tarafı da bilgilendirir. Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (HUAK m. 18/A-7)
Arabuluculuk müzakerelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. Uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayabilecek uzman kişiler de müzakerelerde hazır bulundurulabilir.
Ticari davalarda arabuluculukta taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilmekte ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulmaktaydı. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmemekteydi. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılmaktaydı. (HUAK m. 18/A-11)
Yukarıda belirtilen düzenleme, Anayasa Mahkemesinin 14.03.2024 tarihli ve E. 2023/160, K. 2024/77 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. İptal kararı yürürlüğe girmeden önce Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından söz konusu hüküm, 07.11.2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değiştirilmiştir.
Bu değişiklik uyarınca, taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyeti sona erdiğinde, toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilmekte ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulmaktadır. Ayrıca bu taraf lehine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilmektedir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılan davalarda ise tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılmaktadır. (HUAK m. 18/A-11)
J. Arabuluculuk Ücreti: Ticari Arabuluculuk Ücreti
Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, ticari arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde ödenir. (HUAK m. 18/A-12) Bu durumda anlaşma bedeline bakılmaksızın arabuluculuk ücreti 9.000,00 TL’den az olamaz.
Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı, Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise, iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır. (HUAK m. 18/A-13)
K. Arabuluculuk Bürosu Tarafından Yapılması Gereken Zaruri Giderler
Arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (HUAK m. 18/A-14)
L. İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz Hakkındaki Süreler
Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmesi hâlinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 397. maddesinin birinci fıkrasında, ihtiyati haciz kararı verilmesi hâlinde ise İcra ve İflas Kanunu’nun 264. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez. (HUAK m. 18/A-16)
M. Ticari Davalarda Arabuluculuktan Sonra Dava Açma Süresi
Ticari davalarda, arabuluculuktan sonra özel bir dava açma süresi bulunmamaktadır. Bu nedenle ticari davalarda arabuluculuk sürecinin, tarafların tamamen veya kısmen anlaşamaması nedeniyle son bulması hâlinde açılacak davalar bakımından genel dava açma süreleri uygulama alanı bulacaktır.
Örnek: Bir tekstil firması, bir kumaş tedarikçisinden büyük miktarda kumaş satın almış ancak teslim edilen kumaşların kalitesinin sözleşmeye uygun olmadığını iddia ederek tedarikçiden tazminat talebinde bulunmak istemiştir. Taraflar, bu uyuşmazlığı çözmek için arabuluculuk sürecine katılmış, ancak yapılan görüşmelerde tamamen veya kısmen bir anlaşmaya varılamamıştır. Bu durumda, tekstil firması tazminat davası açmak istediğinde, arabuluculuktan sonra özel bir dava açma süresi bulunmadığından, genel dava açma süreleri geçerli olacaktır. Bu, firmaların ticari uyuşmazlıklarıyla ilgili davalarını yasal zamanaşımı süreleri içinde açmaları gerektiği anlamına gelir.
4. Ticari Davalarda Arabuluculuk Anlaşma Belgesi ve İcra Edilebilirlik Şerhi
A. Arabuluculuk Anlaşma Belgesi
Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, bu anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir, anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. (HUAK m. 18/1) Tarafların bu anlaşmaya uymaları zorunludur.
Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. (HUAK m. 18/5)
B. İcra Edilebilirlik Şerhi
Taraflar, arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır. (HUAK m. 18/2) Kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı haller hariç, taraflar ve avukatları ile arabulucunun, ticari uyuşmazlıklar bakımından ise avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. (HUAK m. 18/4) İcra edilebilirlik şerhi alınan veya icra edilebilirlik şerhi alınmasına gerek olmayan anlaşma belgeleri, İcra ve İflas Kanunu’nun ilamların icrası hükümlerine göre icra edilebilir.
C. İcra Edilebilirlik Şerhi Verilmesi Konusunda Yetkili Mahkeme
Ticari dava şartı arabuluculukta anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilir. (HUAK m. 18/2)
D. İcra Edilebilirlik Şerhi Verilmesinde Mahkemece Yapılacak İnceleme
İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılır. Bu incelemenin kapsamı, anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır. (HUAK m. 18/3)
5. Türk Hukukunda Diğer Zorunlu Arabuluculuk Düzenlemeleri
A. İş Davalarında Arabuluculuk
Arabuluculuk aslen isteğe bağlı bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Ancak, Türk hukukunda ilk olarak 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe giren 3. maddesi ile bazı iş hukuku uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunlu hâle getirilmiştir.
Anılan hüküm uyarınca, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunludur. Bu zorunluluğu uyulmadan dava açılması hâlinde, mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
İş hukuku uyuşmazlıklarında arabuluculuk hakkında detaylı bilgi edinmek için internet sitemizde yer alan İş Davalarında Arabuluculuk başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.
B. Tüketici Mahkemelerinde Arabuluculuk
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe 73/A-1 maddesine göre, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunludur. Bu zorunluluğu uyulmadan dava açılması hâlinde, mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
C. Kira Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren 18/B maddesinin birinci fıkrasının a bendi ile kiralanan taşınmazların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunludur. Bu zorunluluğu uyulmadan dava açılması hâlinde, mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk hakkında daha fazla bilgi edinmek için Kira Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk isimli makalemize göz atabilirsiniz.
D. Taşınır ve Taşınmazların Paylaştırılmasına ve Ortaklığın Giderilmesine İlişkin Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren 18/B maddesinin birinci fıkrasının b bendi ile taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunludur. Bu zorunluluğu uyulmadan dava açılması hâlinde, mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
Taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda arabuluculuk konusunda detaylı bilgi edinmek için Ortaklığın Giderilmesi Davasında Arabuluculuk başlıklı yazımıza göz atmanızı tavsiye ederiz.
E. Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan Kaynaklanan Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren 18/B maddesinin birinci fıkrasının c bendine göre, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunludur. Bu zorunluluğu uyulmadan dava açılması hâlinde, mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
F. Komşuluk Hakkından Kaynaklanan Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren 18/B maddesinin birinci fıkrasının ç bendine göre, komşuluk hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunludur. Bu zorunluluğu uyulmadan dava açılması hâlinde, mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
Bizimle iletişime geçebilirsiniz
Büromuz tarafından sunulan arabuluculuk hizmetlerinden yararlanmak, taraf vekilliği kapsamında hukuki destek almak veya bu alandaki hizmetlerimiz hakkında detaylı bilgi edinmek isterseniz, bizimle e-posta veya telefon yoluyla iletişime geçebilir ya da iletişim bölümünde yer alan formu doldurabilirsiniz.
