İçindekiler

1. Giriş

İş davalarında arabuluculuk, ya da diğer bir deyişle iş mahkemelerinde arabuluculuk, isteğe bağlı arabuluculuk ve zorunlu arabuluculuk olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İş davalarında zorunlu arabuluculuk, 01.01.2018 tarihinden beri hukukumuzda uygulanmaktadır. 

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun (İMK) 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe giren 3. maddesi ile hukukumuzda ilk defa zorunlu (dava şartı) arabuluculuk kurumu getirilmiştir. Bu düzenlemeyle, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılacak davalarda, öncelikle arabulucuya başvurulması zorunlu hâle getirilmiştir.

2. Arabuluculuk Nedir?

A. Arabuluculuğun Tanımı

Arabuluculuk, alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Türk hukukunda arabuluculuğu düzenleyen temel kanun, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’dur.

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun (HUAK) 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre arabuluculuk, sistematik teknikler uygulayarak görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyari olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemini ifade etmektedir.

B. Arabuluculuk Yargılama Değildir

Arabuluculuk, dava ve tahkimden farklı olarak yargılama yöntemi değildir. Arabulucu, hâkim veya hakem gibi yargılama yapmaz. Hâkim veya hakem yargılama yaparak, mevcut delil durumuna göre davacının haklı olup olmadığına karar verir. Arabulucu ise, yargılama yapmaz, arabulucuya başvuran tarafın haklı olup olmadığına karar vermez.

C. Arabuluculukta Taraf İradesinin Önemi

Arabuluculuk süreci tarafların kendi iradelerine dayanmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 3/1 hükmüne göre, taraflar arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler. Ancak, bazı uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Bu tür uyuşmazlıklarda, arabulucuya başvurmadan dava açılamaz. 

Dava açmadan önce arabulucuya başvurmanın zorunlu olduğu durumlarda (dava şartı arabuluculuk) da, taraflar süreci devam ettirmek, sonlandırmak ve bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler. Bu konularda tarafların iradeleri geçerlidir. Bu açıdan, zorunlu arabuluculuğun isteğe bağlı arabuluculuktan farkı, dava açmadan önce arabulucuya başvurma hususudur.

D. Yazının Konusu

Bu yazının konusu, tarafların arabulucuya başvurup başvurmama konusunda serbest olduğu isteğe bağlı arabuluculuk değil, iş davalarında zorunlu arabuluculuk düzenlemesidir. Bu nedenle, yazının geri kalanında “iş davalarında arabuluculuk” veya “iş mahkemelerinde arabuluculuk” denildiğinde, zorunlu arabuluculuk kast edilecektir.

3. İş Davalarının Arabuluculuk Yoluyla Çözülmesi

A. Arabuluculuğun Zorunlu Olduğu İş Davaları

a. Kural

Kanuna göre, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılacak davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Aynı şekilde, bu alacak ve tazminatlarla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında da dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekmektedir. (İMK m. 3/1)

İş davalarında arabuluculuk zorunluluğunun devreye girebilmesi için davanın, işçi veya işveren alacağı (veya tazminatı) ya da işe iade talebiyle ilgili olması ve bu taleplerin kanuna veya bireysel ya da toplu iş sözleşmesine dayanması gerekmektedir. Alacak (veya tazminat) talebinin işçi veya işveren tarafından ileri sürülmüş olmasının bir önemi yoktur; iş davalarında arabuluculuk düzenlemesi hem işçi hem de işveren alacakları (tazminatları) için geçerlidir.

İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesinin yirmi birinci fıkrası uyarınca, 854 sayılı Deniz İş Kanunu’nda düzenlenen gemi adamları ile 5953 sayılı Basın İş Kanunu’nda düzenlenen gazeteciler de bu madde kapsamında işçi sayılmaktadır. Başka bir ifadeyle, gemi adamları ve gazeteciler tarafından açılacak iş davalarında da dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Aynı şekilde, işverenler tarafından gemi adamları ve gazetecilere karşı açılacak iş davalarında da dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması gerekmektedir.

b. İstisna

İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleri ile bu taleplerle ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında, dava açmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır. (İMK m. 3/3) Bu nedenle, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları doğrudan mahkemeye taşınabilir.

Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya iş davalarının çözümüyle ilgili olarak tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz. (HUAK m. 18/A-18) Taraflar arasındaki sözleşmede tahkim şartı varsa veya iş davasının çözümü konusunda tahkim sözleşmesi yapılmışsa arabulucuya başvurmadan tahkim davası açılabilir. Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olması hâlinde de arabulucuya başvuru yapılması zorunlu değildir. 

B. İş Davalarında Arabuluculuk Süresi

İş davalarında arabuluculuk süresi kanunla sınırlandırılmıştır. İş davalarında arabuluculuk ancak kanunda öngörülen süreler (iş davalarında arabuluculuk süresi) içerisinde yapılabilir, en geç bu sürelerin sonunda zorunlu arabuluculuk sürecinin sonlandırılması gerekmektedir. Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (İMK m. 3/10)

Görüldüğü üzere, iş davalarında arabuluculuk süresi zorunlu hâllerle birlikte toplam dört hafta ile sınırlandırılmış olup iş davalarında arabuluculuk sürecinin bu süre zarfında sonuçlandırılmış olması gerekmektedir. Ancak, burada bahsedilen dört haftalık süre iş davalarında zorunlu arabuluculuk düzenlemesi için geçerlidir. İş davalarında isteğe bağlı arabuluculukta ise, süre sınırlaması bulunmamaktadır.  

C. Arabuluculuğun Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Sürelere Etkisi

Arabuluculuya başvuru yapılması, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere olumsuz bir etki yapmaz. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (İMK m. 3/17) Başka bir deyişle, arabuluculuk bürosuna başvurulmasıyla süreler durur, ancak daha önce işlemiş olan süreler geçerliliğini korur. Arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihten sonra süreler kaldığı yerden işlemeye devam eder.

D. Arabuluculuk Son Tutanağının Dava Dilekçesine Eklenmesi Zorunluluğu

Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı bir tutanak ile belgelendirilir. Bu tutanak son tutanak olarak adlandırılmaktadır. 

İş davalarında arabuluculuk düzenlemesinde davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde, mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. (İMK m. 3/2)

Bu düzenlemenin, dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusu yapılmış ve arabuluculuk süresi tamamlanmış ancak dava açılırken son tutanağın mahkemeye sunulmadığı işler için geçerli olduğunun altını çizmek gerekir. Arabulucuya başvurulmadan dava açılmış işlerde ise, arabulucuya başvuru yapılması için süre vermeksizin, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (İMK m. 3/2, son cümle)

E. Arabulucuya Başvurulmadan Dava Açılmış Olması

İş davalarında zorunlu arabuluculuğun uygulanmakta olduğu iş davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmamış, başka bir deyişle iş davalarında arabuluculuk yoluna başvurulmaksızın doğrudan doğruya dava açılmışsa, mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (İMK m. 3/2, son cümle)

F. İşe İade Arabuluculuk Süresi

4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin birinci fıkrasına göre, işe iade talebine ilişkin arabuluculuk başvuruları, fesih bildiriminin tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde yapılmalıdır. (İşe İade Arabuluculuk Başvuru Süresi) 

Eğer arabuluculuk başvurusu yapılmaksızın doğrudan dava açılırsa, bir önceki paragrafta belirtilen hüküm gereğince, dava dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Bu durumda, İş Kanunu’nun 20. maddesinin birinci fıkrasına göre, kesinleşen ret kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.

G. İş Davalarında Zorunlu Arabuluculuk Düzenlemesinde Yetkili Arabuluculuk Bürosu

İş davalarında arabuluculuk başvurusu, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, eğer karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki arabuluculuk bürosuna yapılır. Arabuluculuk bürosu bulunmayan yerlerde ise başvuru, görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılmalıdır. (İMK m. 3/5)

Arabulucu, görevlendirmeyi yapan arabuluculuk bürosunun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Ancak, karşı taraf, en geç ilk toplantıda yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunarak arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu itiraz üzerine arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine iletilmek üzere arabuluculuk bürosuna teslim eder. Mahkeme, herhangi bir harç almaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme ile en geç bir hafta içinde yetkili arabuluculuk bürosunu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı arabuluculuk bürosuna iade eder. Mahkemenin kararı, arabuluculuk bürosu tarafından 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun şekilde taraflara tebliğ edilir. (İMK m. 3/9)

Yetki itirazının reddi durumunda, aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve yukarıda belirtilen üç artı bir haftalık arabuluculuk süresi yeni görevlendirme tarihinden itibaren başlar. Yetki itirazının kabul edilmesi halinde ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili arabuluculuk bürosuna başvurulabilir. Bu durumda, yetkisiz arabuluculuk bürosuna yapılan başvuru tarihi, yetkili arabuluculuk bürosuna başvuru tarihi olarak kabul edilir. Yetkili arabuluculuk bürosu, altıncı fıkra uyarınca arabulucuyu görevlendirir. (İMK m. 3/9)

H. İş Davalarında Zorunlu Arabuluculuk Düzenlemesinde Arabulucu Nasıl Belirlenir?

Arabulucunun belirlenmesi arabuluculuk bürosu tarafından yapılır. Arabuluculuk bürosu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden bir arabulucuyu görevlendirir. Ancak, tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (İMK m. 3/6)

I. Arabuluculuk Faaliyetinin Sona Ermesi

İş davalarında arabuluculuk düzenlemesinde arabulucu, taraflara ulaşılamaması veya taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması ya da tarafların anlaşması yahut tarafların anlaşamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (İMK m. 3/11)

İş Kanunu’nun 21. maddesinde arabuluculuk son tutanağına ilişkin özel bir düzenleme bulunmaktadır. Buna göre, işe iade talebiyle yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonunda taraflar işçinin işe başlatılması konusunda anlaşırsa; işe başlatma tarihini, çalıştırılmadığı süre için işçinin en fazla dört aya kadar olan ücret ve diğer haklarının parasal miktarını ve işe başlatılmaması durumunda ödenecek tazminatın parasal miktarını belirlemeleri zorunludur. Bu hususlar belirlenmediği takdirde anlaşma sağlanmamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir.

J. Taraflardan Birinin Geçerli Bir Mazeret Göstermeksizin İlk Toplantıya Katılmaması

Arabulucu, elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder. (İMK m. 3/8) Arabulucu, avukatı bulunsa bile asıl tarafı da bilgilendirir. (HUAK m. 18/A-7) Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (İMK m. 3/8)

Arabuluculuk müzakerelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. (İMK m. 3/18) Uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayabilecek uzman kişiler de müzakerelerde hazır bulundurulabilir.

Asıl işveren – alt işveren ilişkisinin varlığı hâlinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılmaları ve iradelerinin birbirine uygun olması aranır. (İMK m. 3/15) 

İş davalarında arabuluculukta taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilmekte ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulmaktaydı. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmemekteydi. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılmaktaydı. (İMK m. 3/12)

Yukarıda belirtilen düzenlemeyle aynı hükmü öngören HUAK m. 18/A-11’in, Anayasa Mahkemesinin 14.03.2024 tarihli ve E. 2023/160, K. 2024/77 sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından İMK m. 3/12 hükmü, 07.11.2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanun’un 28. maddesiyle değiştirilmiştir. 

K. Arabuluculuk Ücreti

Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, kira arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde ödenir. (İMK m. 3/13)

İşe iade talebiyle yapılan arabuluculuk görüşmelerinde taraflar anlaşmaya varırsa, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde, işçiye işe başlatılmaması durumunda ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer hakların toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir. Ayrıca, taraflar arabuluculuk sonunda anlaşmaya varsa bile arabuluculuk ücreti 6.000,00 TL’den az olamaz.

Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, tarafların katılmaması nedeniyle görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmelerde tarafların anlaşamaması durumunda, iki saatlik ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden Tarifenin Birinci Kısmına göre ödenir. İki saatten fazla süren görüşmelerde tarafların anlaşamaması durumunda ise, iki saati aşan kısmın ücreti, aksi kararlaştırılmadıkça, taraflarca eşit şekilde karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır.

L. Arabuluculuk Bürosu Tarafından Yapılması Gereken Zaruri Giderler

Arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (İMK m. 3/16)

M. İş Davalarında Arabuluculuktan Sonra Dava Açma Süresi

a. İş Davalarında Arabuluculuktan Sonra Dava Açma Süresi

Türk hukukunda, işe iade davaları dışında kalan iş davalarında, zorunlu arabuluculuk sürecinin ardından özel bir dava açma süresi öngörülmemiştir. Bu nedenle, işe iade davaları hariç tutulduğunda, arabuluculuk uygulamasının tarafların tamamen veya kısmen anlaşamaması nedeniyle sona ermesi durumunda açılacak davalar için genel dava açma süreleri geçerli olacaktır.

b. Arabuluculuktan Sonra İşe İade Davası Açma Süresi

İş Kanunu’nun 20. maddesinin birinci fıkrasına göre, işe iade talebiyle yapılan arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmaya varılamazsa, işçi son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açmak zorundadır.

4. İş Davalarında Arabuluculuk Anlaşma Belgesi ve İcra Edilebilirlik Şerhi

A. Arabuluculuk Anlaşma Belgesi

Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, bu anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir, anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. (HUAK m. 18/1) Tarafların bu anlaşmaya uymaları zorunludur. 

Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. (HUAK m. 18/5)

B. İcra Edilebilirlik Şerhi

Taraflar, arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır. (HUAK m. 18/2) Kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı haller hariç, taraflar ve avukatları ile arabulucunun, ticari uyuşmazlıklar bakımından ise avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. (HUAK m. 18/4) İcra edilebilirlik şerhi alınan veya icra edilebilirlik şerhi alınmasına gerek olmayan anlaşma belgeleri, İcra ve İflas Kanunu’nun ilamların icrası hükümlerine göre icra edilebilir.

C. İcra Edilebilirlik Şerhi Verilmesi Konusunda Yetkili Mahkeme

İş davalarında dava şartı arabuluculukta anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilir. (HUAK m. 18/2)

D. İcra Edilebilirlik Şerhi Verilmesinde Mahkemece Yapılacak İnceleme

İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılır. Bu incelemenin kapsamı, anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır. (HUAK m. 18/3)

5. Türk Hukukunda Diğer Zorunlu Arabuluculuk Düzenlemeleri

A. Ticari Davalarda Arabuluculuk

Ticari davalarda arabuluculuk, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile Türk hukukuna dâhil edilmiştir. Anılan hükmün ilk fıkrasına göre, Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunludur. Bu zorunluluğu uyulmadan dava açılması hâlinde, mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. 

B. Tüketici Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe 73/A-1 maddesine göre, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunludur. Bu zorunluluğu uyulmadan dava açılması hâlinde, mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.

C. Kira Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren 18/B maddesinin birinci fıkrasının a bendi ile kiralanan taşınmazların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunludur. Bu zorunluluğu uyulmadan dava açılması hâlinde, mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.

D. Taşınır ve Taşınmazların Paylaştırılmasına ve Ortaklığın Giderilmesine İlişkin Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren 18/B maddesinin birinci fıkrasının b bendi ile taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunludur. Bu zorunluluğu uyulmadan dava açılması hâlinde, mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. 

E. Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan Kaynaklanan Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren 18/B maddesinin birinci fıkrasının c bendine göre, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunludur. Bu zorunluluğu uyulmadan dava açılması hâlinde, mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. 

F. Komşuluk Hakkından Kaynaklanan Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren 18/B maddesinin birinci fıkrasının ç bendine göre, komşuluk hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunludur. Bu zorunluluğu uyulmadan dava açılması hâlinde, mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.

Bizimle iletişime geçebilirsiniz